CERO... İLETİŞİM: gitaristt@w.cn - Captain61@tirtikla.com

14/2/2009

1 LİRAYA 100 BİN GÖZYAŞI...

Bir Perşembe sabahı... Arkadaşımla birlikte, bitmek bilmeyen bir banka sırası bekliyoruz. Umutsuzca banka kuyruğu bekleyişimiz, ardı ardına konular açmamıza ve yapmamız gerekenler konusunda düşünmemize neden oluyor. 10 metre ilerimizde ise, yaşının yüzüne verdiği bitkinliği ile, derin ve çok sayıda çizgileri ile yaşlı bir adam.. Üzerinde soluk kahverengi gömlek ve yine aynı tonlara yakın, yıpranmış kahverengi bir pantolon. Ayaklarında ise kış mevsimine uygun olmayan yırtık, kenarları delik bir çift ayakkabı...
 
 Sorup sormamak arasında büyük bir uçurumda kalmış... Titreyen sesini diğer insanların duymaması için çaba sarf etti. Utanarak ve fısıldayarak yanımıza geldi. Sözleri onun için söylemesi zor ve içler acısı...
 
''Evlatlarım... Bir Liranız var mı? Çok açım ve iki gündür yemek yiyemiyorum''...
 
Bankaya yatırmamız gereken para miktarını bir kenara ayırıp, kalan bütün paramızı veriyoruz. Gönlü almak istemiyor. Şöyle bir duraksayıp, üzgün bir tebessümle yüzümüze bakıyor... Ve birden hıçkırarak ağlamaya başlıyor. Zorla verebileceğimiz miktarda parayı yaşlı adamın eline sıkıştırıyor, daha fazla utanıp ağlamaması için oradan hızla uzaklaşıyoruz..
 
Arkadaşımla birbirimize bakıyoruz. Birbirimize hiç söylemesekte, düşüncelerimizin aynı olduğunu biliyoruz. Geri dönüp biraz daha fazla para vermek... Yaşlı adamı daha çok üzmekten korkar bir halde...
 
Bu doğrultuda Başbakan'ın, ''Kriz ülkemizi teğet geçecek'' sözleri geliyor aklımıza. Ne kadar farkında olmasakta, kriz ülkemize hatta ''ilçemize'' kadar girmiş durumda. İnsanlar bir dilim ekmeğe, bir tabak yemeğe muhtaç.
Okuması gereken ufacık çocuklar,  sokaklarda insanları tartıp para kazanma peşinde. Sıcacık evlerinde torunlarıyla vakit geçirmesi gereken yaşlılarımız, sokaklarda karnını doyurmak için bir lira para toplama derdinde. Gençlerimiz iş bulamıyor, yanlış yollara, yanlış düşüncelere sapmak üzere. 50'li yaşlarda kadınlar, iş bulma derdinde.
 
Az önce anlattığım yaşlı adam, binlerce insandan yanlızca biri. Ya diğerleri nasıl geçiniyor? O yaşlı adam bugün şanslıydı ve karnını doyurdu.  Ama ya yarın ne olacak? Özetlemek gerekirse kriz hiçte ülkemizi, insanlarımızı teğet geçmiş değil. Siz farkında olmasanız da büyük bir kriz kapımızı çalmadan mutfağımıza kadar girmiş durumda...

14/2/2009

HAYAT GÜZELDİR...

Elimde gazete, önümde televizyon… Hepsinin yazdığı ve söylediği sürekli aynı şeyler… Ölümler ve intiharlar… Bir taraftan Gazze’ deki saldırılar, bir taraftan trafik kazaları, bir taraftan da ekonomik ve duygusal nedenlerle ölen, öldürülen insanlar. Ve intihar eden gencecik fidanlar… Aslında bunlardan bahsetmek bile insanı hayattan uzaklaştırmaya yeter… İntiharlar…

İntihar`da ki amaç yaşamdan uzaklaşmak değil aslında… Kendine acı veren gerçekliğinden uzaklaşmak… Kendi gerçekliğini, yaşadığı bunalımları değiştirme konusundaki bir çaresizliğin anlatımı bence… İlçemiz… İstatistiklerde intihar sayılarının en yüksek olduğu yer… Öyle ki; ümitsizlik, işsizlik, parasızlık ve karamsarlıkların da en yüksek olduğu bir bölgede yaşıyoruz… Kriz, esnafı vurmuş, işsizlik gençleri bunaltmış durumda… Sanırım bu saydıklarımda intihar nedenlerinin arasında… Hepimiz bazen duyarız… Biri için "ne biçim insan bu. Çalışmıyor, cebinde beş parası yok" denir. Şöyle bir kulağımıza değer geçer bu söz. Belki çok fazla üzerinde durmayız. İçinizden geçer ‘’

Sonrasında ise haberlerde, gazetelerde okuruz üzülerek

Tüm bu kriz, işsizlik ve birçok kötü durumlara rağmen söylemesi ne kadar zor olsa da bence, ‘’Hayat her şeye rağmen güzel…’’

İş mi var bu krizde’’ diye… .. bir genç daha intihar etti!’’ diye… İnsanları intihar girişiminden tutup hayata döndürmek için neler yapmak gerekir bilinmez… Ama aslında hepimizin içinde var bu dürtü... İntihar edenlerin, morgda cansızca yatarken mosmor olmuş ayaklarında taşıdıkları bir etiket gibi... Kimilerinin ‘’para’’, kimilerinin ‘’kredi’’ kimilerinin “sevgili”, kimilerinin ise ‘’kriz’’ oluyor son sözü… Hallerinden şikâyet eder gibiler ama aslında şikâyet değil, gizli bir iltifat var son sözlerinde. Saklı bir düşünce... Belki geçer bu günler diye… Böyle işte…

E-MAİL / İLETİŞİM

Image Hosted by ImageShack.us
Yeni Sayfa 1

    SAAT

    <
    Blogcu ile yapıldı